|
Dinlisi dinsizi; gönlünde bir parça insan sevgisi olan herkesi uzun soluklu barındıran bu siteyi, ve buradaki dostlarımı gönülden seviyorum. Arada fırtına hızında, serseri kurşun gibi gelip geçen deli fişekler hariç, bir aile havası var burada. Onlar da anlasa, insanca yaşamanın dinden de, imandan da, izm lerden de önemli olduğunu.. Bunu kavradığımızda. zannederim bütün sorunları çözmeye daha doğru adımlar atacağız hep birlikde.. Duygulandırıyor bu hava beni. Bu ortamı yaratan herkese teşekkür borçluyum. Gerek bu başlıkda, gerekse özel mesajla kızıma sağlıklar dileyen güzel insanlara, sağlıklar varlıklar diliyorum. Sanal dostlukların bu kadar gelişeceğine ihtimal vermezdim. Ama ,hani derler ya "başına gelen bilir" diye. Biz de çok şükür, pozitif yönüyle ögrendik başımıza gelince, sanal dostlukların da derin olabileceğini.. Yaşamda sevinç ve hüzünler hep yanyana gidiyor.. Bazen diyorum , eskisi gibi olsaydım; sertlik maskemi çıkarmasaydım yüzümden... daha rahat( mı ) olacaktım.. Vakıa o zamanda, hep içime dökerdim hüzünlü gözyaşlarımı.. Ama maske düştükten sonra , bulutlu havalardan pek kurtulamıyor gözlerim.. Önce sevincimi söyliyeyim. 4 Ekimde 35 günlük bir hastahane serüveni içinde, 27 gün sadece serumla beslenen, son 4-5 gününde ağızdan beslenmesine müsade edilen kızımı, hastahane yakınında bir lokantaya götürdüm, bir kaç lokma yemek yemesinin sevincini yaşadık hep beraber. "Ertesi gün, herşey yolunda giderse evde tedaviye devam edilebileceği" müjdesini vermiş doktoru.. Bizim için büyük sevinç oldu. Bir çok şey gibi; sağlığın da değeri , kaybolmaya başlayınca daha bir iyi anlaşılıyor. İslami inançta çok beğendiğim bir söz vardır, yürekten katıldığım. "Bir nefesin şükrünü eda etmeye bir ömür yetmez" diye. Bir adım atmak, elininle bir şeyi tutabilmek, "Babam" diyen çocuğunun sesini duyabilmek.. Ağzına bir lokma koyabilmek, onun tadını dilinde hissetmek.. Konuşmak, anlamak.. anlatmak.. Görmek. Koklayabilmek bir çiçeği.. Sarılmak bir sevgiliye.. Onu bağrına basmak, onu görebilmek.. Sahip olduğumuz ve kıymetini hiç bilemediğimiz servetler bunlar.. Sevgili Vartor ile İstavrit'in bir kadeh rakıyı tokuşturması.. Lüfere çatal sallamaları.. Dostça sohbet edebilmeleri.. Ne büyük sevinçler ve ne büyük nimetler bunlar.. Kıymetini bilelim bunların sevgili dostlarım.. Ama tanrı vermiş.. ama madde sağlamış bu güzellikleri yaşamamızı.. İnanın büyük nimet bunlar, şükrü zor eda edilecek.. Yemekden kalkdık, yan eczaneden basit bir ilaç alacağız. Kızım da yavaş yavaş yürüyor.. Eczacı hanım "Hoşgeldiniz bir dakika "lütfen deyip önce gelen biriyle ilgilendi. O şahsın işi bitti, kalfa bankın ardından çıktı, yanına geldi, koluna girdi.. Yüzüne baktım, bir hançer saplandı yüreğime.. Görmüyor.. Ama.. Ey Allahım.. ne zor... ne kadar zor ya Rabbim.. Kapkaranlık bir dünya.. yardımsız yaşayamamak ne kadar zor.. Kalfanın kolunda eczaneden çıktı.. 5-10 saniye geçti kıpırdanmadan; boğazımdaki düğümü çözebildikten sonra eczacıya sordum: "Muhtaç bir insan mı?" "Yeşil kartı var." deyince.. Tutamadım sisleri, bulutları.. başladı yağmurlar göz pınarlarımdan dökülmeye.. Ardından fırladım dışarı. Sağa baktım yok görünürde, sola baktım yok.. "Allahım.. neden engel oluyorsun onu bulmama " diye hınçlanıyorum.. Hayal de görmedim ama.. 10 saniyede yok oldular.. Eczaneye hüzünle geri dönerken, dibindeki küçük büfeden çıkışlarını gördüm.. Çok şükür... binlerce şükür ya Rabbim.. Yaklaştım yanına. Tertemiz yüzlü.. bebekleri hafiften beyazlanmış çakır gözlü.. Eczaneden aldıkları damlayı damlatmışlar, hafif yaşlanmış gözleri.. Benim gözlerim zaten Allahından yaşlı.. "Hiç görmüyor musun?" dedim.. "Sadece hafif bir ışık seziyorum,ama hiç bir şey görmüyorum" dedi.. Kalfa "Ağabey müsade et durağa götüreceğim" dedi. "Ben gireyim koluna, ben götürürüm ."diyorum. "Yok sağol, ben götürürüm amca." diyor.. Anlıyamıyor.. Hem onu bir yere götürebilmenin sevincini yaşamak istediğimi.. hem de bir fırsat yaratıp eline birşeyler sıkıştırmak istediğimi.. Bakmayın burada terbiyesizce,3-5 kuruşluk yardımları açıkladığımı.. Bunlar duygu paylaşımı.Gerçekte hep gücümce gizli yaptığım işler bunlar... Mecburen kalfanın önünde konuştum. "Ailen var mı?" "Yok ağabey, yalnızım..." Ey Allahım..ne zor bir yaşam.. Kör ve yapayalnız.. Gözyaşlarım süzülüyor ardarda.. Yutkunuyorum.. Çok da para yok cebimde.. Bir kağıt para çıkardım utançla.. "Bak bu 50 lira lütfen al bunu.." "Yok ağabey sağol" dedi.. Gözyaşlarımı tutamıyorum. yalvardım adeta.. "Lütfen al bunu.. lütfen rica ediyorum.." Durdu.. İçtenliğimi anladı zannediyorum.. Avucunu kapattı "Sağol ağabey." dedi.. Dönüp ayrıldım yanından.. Hanımla kızımın yanınada gidemedim.. Gittim arabanın başına.. Derin bir soluk aldım, cebimden mendilimi çıkardım.. Az sonra eşim ve kızım geldi.. Eşim beni çok iyi hisseder.. "Verdin mi bir şeyler.." dedi. Başımı salladım evet manasına.. Gözlerimi kaçırınca, anladı vaziyeti.. " Üzülme,bak bu gün sevinçli günümüz..Ayrıca sen elinden geleni yapmışındır.." Bilmiyorum ki yaptım mı elimden geleni.. Aslında içimden geçeni tam yapmadım. Onu arabama alıp, taa evine kadar götürmem lazımdı.. Evini ihtiyaçlarını tesbit edip tamamlamam lazımdı.. Yardımcı olan insanları tanıyıp, onlara yardımcı olup, teşekkür etmem lazımdı.. Ama yapamıyorum.. Hüzünlerim engelliyor beni.. yapamıyorum.. yapamıyorum.. Keşke daha sert olabilsem.. Ve yapabilsem bütün düşündüklerimi yüreğimi daha katı tutarak... .... Hüzünler yıpratıyor beni.. .
Sevmeyin, inanmayın, sınırsız tenkid edin. Ama, bir başka fikre hakaret etme hakkınızın -sıfır- olduğunu unutmayın. Başkalarını alçaltarak yükselmeyi amaçlayanlar, sadece yükseldiklerini zanneden insanlardır.
|