İncileri çok severim,
sevgili, aksi ihtiyar kurdumuz Sodomo saçardı böyle incileri de, kızardım;
bunları atma topla bir yere,istedikçe bakıp okuyalım diye.
Sevgili değerli Dostum Psiko'nun bir incisi anımsattı bu yargımı bana.
Hiramusata'mızın açtığı bir başlıkta gördüm bu inciyi.
İstedim bu elmas tanesi,
ışıltısı ile beni de aydınlatsın,renklendirsin.
"Yaratıcı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur.
Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa,
bize taş fırlatmak zorunda kalır."
Kimse taş fırlatsın istemiyorum,
atılan taşlar arabamı değil de,
kalbim çok zedeliyor.
Güzel yazın için; sağol Psiko;
günlük olayların kargaşası içinde,
kaybolup giden insanlığımızı bize hatırlattığın için,
sağol..
"Genç bir Yönetici,
yeni Jaguarı içinde kurulmuş, biraz da hızlıca, bir
mahalleden geçiyordu. Park etmiş arabaların arasından
yola fırlayan bir çocuk olabilir düşüncesiyle dikkatini
daha çok yol kenarına vermişti. Bir şeyin yola
fırladığını görünce hemen fren yaptı ama aracı durana
kadar geçen mesafede yola çocuk fırlamadı. Bunun
yerine, yepyeni arabasının yan kapısına büyükçe bir taş
çarptı. Adam hızlıca frene yüklendi ve taşın
fırlatıldığı boşluğa doğru geri geri gitti.
Sinirlenmiş olan genç adam arabasından fırladı ve
taşı atan çocuğu kaptığı gibi yakında park etmiş olan
bir arabanın gövdesine sıkıştırdı. Bunu yaparken de
bağırıyordu : Sen ne yaptığını sanıyorsun serseri? Bu
yaptığın ne demek oluyor? O gördüğün yepyeni ve
pahalı bir araba ve attığın o taşın mahvettiği yeri
düzelttirmek için kaportacıya bir sürü para ödemek
zorunda kalacağım. Neden yaptın bunu ?
"Küçük çocuk üzgün ve suçlu bir tavır içindeydi.
"Lütfen, amca, lütfen kızmayın. Ben çok üzgünüm ama
başka ne yapabilirdim, bilemedim. Taşı attım çünkü
işaret etmeme rağmen diğer arabalar durmadı. Çocuk,
gözlerinden süzülen yaşları elinin tersiyle silerek park
etmiş bir aracın arkasına işaret etti. "abim orada.
Yokuştan aşağı yuvarlandı ve tekerlekli sandalyesinden
düştü ve ben onu kaldıramıyorum."
Çocuğun şimdi hıçkırıklardan omuzları sarsılıyordu ve şaşkın adama sordu :
"Onu kaldırıp tekerlekli sandalyesine oturtmama yardım edebilir misiniz?
Sanırım abim yaralandı ve benim için çok ağır.
Ne diyeceğini bilemez halde, genç yönetici
boğazındaki düğümden yutkunarak kurtulmaya çalıştı. Yerde
yatan sakat çocuğu kaldırıp tekerlekli sandalyesine
oturttu, cebinden temiz ve ütülü mendilini çıkartıp,
çeşitli yerlerinde oluşmuş ve kanayan yara ve
sıyrıkları dikkatlice silmeye çalıştı.
Bir şeyler söyleyemeyecek kadar duygulanmış olan
genç adam, abisinin tekerlekli sandalyesini iterek yavaş
yavaş uzaklaşan çocuğun ardından bakakaldı. Jaguar marka
arabasına geri dönüşü yavaş yavaş oldu ve yol ona
çok uzun geldi.
Arabanın yan kapısında taşın bıraktığı iz çok
derin ve net görülür şekildeydi ama adam orayı hiçbir
zaman tamir ettirmedi. Oradaki izi, şu mesajı hiç
unutmamak için sakladı:
Hiçbir zaman yaşamın içinden, seni durdurmak ve
dikkatini çekmek için birilerinin taş atmasına mecbur
kalacağı kadar hızlı geçme.
Yaratıcı ruhumuza fısıldar ve kalbimizle konuşur.
Bazen, onu dinlemek için vaktimiz olmuyorsa, bize taş
fırlatmak zorunda kalır.
Fısıltıyı dinle... veya taşı bekle.
Seçim senin." |
Sevmeyin, inanmayın, sınırsız tenkid edin.
Ama, bir başka fikre hakaret etme hakkınızın -sıfır- olduğunu unutmayın.
Başkalarını alçaltarak yükselmeyi amaçlayanlar,
sadece yükseldiklerini zanneden insanlardır.
|