Ekonomik krizin insanları inlettiği; yanlı medyanın gece gündüz felaket tellallığı yaptığı ve ana muhalefet tavrı koyduğu bu ortamda dahi; iktidar partisi yüzde 3-5 oy kaybetmiş; zavallı CHP yüzde 3-5 oy arttırabilmiştir..
Özet budur.
Şimdi değilse ne zaman CHP iktidarı zorlayıp; CHP - % 30-35 AKP - % 30-35 oranı yakalanabilecektir..
Anlaşıldığı kadarı ile; ne CHP lisi ne tarafsızı sn. Baykal'ı istememektedir. Sayın Baykal ve yandaşları; basını ile partilisi ile bu gerçeği kabullenememektedir.
Halkı ; "Göbeğini kaşıyan adam " olarak değerlendiren bu zavallı zihniyet değişmedikçe; CHP ; ne basın zorlamasıyla; ne ekonomik ve siyasi konulardaki rakip yanlışlarıyla; bu zihniyetteki CHP iktidara gelemeyecektir.
Yandaş medya gurubunun aydıncıkları; olayı çok yanlı ve yanlış yorumlamaktadır. Onlar da "Sahibinin sesi - nefesi" psikolojisinden kurtulmalıdır.
Halk kendisini sevmeyeni sevmemektedir. Kendisini küçük göreni küçültmektedir.
En müsait ortamda dahi oyunu % 3-5 arttıran bir CHP küçülmektedir. Aksi görüş; kendi hülyasında kendini aldatmaktır.
Olan insanımıza olmaktadır.
Rakibi; muhalifi olmayan iktidarlar iyi hizmet edemez. Rakipsiz iktidar şımarır. Sn. Erdoğan'da bu belirtiler, ucundan kıyısından gözükmeye başlamıştı.
Bu seçimlerde AKP nin de kulağının çekilmesi, memleket yararına olmuştur.
"Listeye sopa koysam seçtiririm." zihniyetinden fayda gelmez. Bu bakımdan AKP de, sınırlı da olsa oy kaybı; halkın güzel bir ihtarı olarak görülmelidir ve çok da yerinde olmuştur.
Türkiye birbirinin alternatifi olan; rakibinin nefesini ensesinde hisseden ve bir kaç dönemi geçmeyen süreçler içerisinde değişen sağ ve sol iktidarlara sahip olursa ; hem ekonomik olarak hem de demokrasinin gelişmesi yönünde daha hızlı yol alır.
Türkiye tek kuvvetli sağ bacakla yol alan atlet durumundan kurtulmalıdır. CHP zihniyeti bunun için gerekli fedakarlığı yapabilmeli, bu işi daha iyi yapabilecek yeni isimlere yol açabilmelidir.
"Denize kıyısı olan insanın ufku geniştir; ilericidir." v.s safsata ile CHP nin aldığı oylara değer katabilmek mümkün değildir. Bu sn. Doğan medya gurubunun çook değerli yazarlarının ortak kanaati idi. Aldatma ile ne kazanılacak acaba...
Güney doğudaki Kürt vatandaşlarımız da; kendi tercihlerini gayet güzel ortaya koymuşlardır. Onlar da bu seçimi kazanmanın haklı gururu içindedir. Ama onlar da bu seçimi; bu başarıyı tehlikeli abartmalara götürmemeli ve Türkiyenin birlik beraberliği içerisinde kardeşçe yaşama gereğini unutmamalıdır.
İyi; yürekli; memleket seven, insan seven, doğru, dürüst, yiğit, amacı için kendini satmayan, elde ettikleri ile şımarmayan insan, Muhsin Yazıcıoğlu'nu kaybettik.
Ölümü sanki içine doğmuş. 25 sene evvelki şiirinde olduğu gibi, üşüyerek öldü; ama insan sevgisinin sıcaklığını bütün insanımıza yaşatarak.
Son seçim konuşmalarında da; hep doğruluktan; dürüstlükten bahsederek; ölümün bir nefes kadar yakın olduğunu bilerek, şerefli mücadeleyi önermiş.
Her ölüm acıdır. Tanıdığımız tanımadığımız her insanın ölümü, yakın çevresindekilerin, sevenlerinin yüreğine düşen bir kordur.
Bilinen,tanınan, bir misyonu olan düzgün insanların ölümü ise; yakın uzak bütün insanların yüreğini dağlar.
Hiç oy vermedim; ama yüreğini, mücadelesini, memleket ve insan sevgisini; mücadele hırsındaki temizliği,sadeliği, ve yaşam ve ölüm arasındaki ince cizgiyi hissedişini, ve kadere ve Allaha olan sade imanını hayranlıkla izlediğim bu güzel insanın ölümü bizi tevekkül dolu bir hüzne sevketti.
Allah; sevenlerine, Türk insanına, sabır versin.
Beraber olduğu dava arkadaşları, muhabir ve pilot yurttaşımızın ailelerinin başı sağolsun.
Devlet bütün gücü ile çalıştı; mevcut imkanlar ile, ulaşma ancak bu kadar sürede yapılabildi.
Yiğit; yürekli; memleket sevdalı bir düzgün insan daha geldi geçti.
Kalanların başı sağolsun. Dava arkadaşlarının ifadesi ile; MUHSİN BAŞKAN Her zaman amacın ve anıların yaşayacak.
Bir önceki yazımızda insanımızıngenel psikolojinden bahisle;
aydın ve aydın geçinen insanlarımızın tavırlarına biraz değinmiştik.
Bir sevgili Dostumuz bu yazımızı;
bizim de iznimizi alarak bir başka platforma taşımıştı.
Lafın söylenme şekli ve ortamı, reaksiyonları farklılaştırıyor.
Bir ortamda normal karşılanacak bir yargı;
başka bir ortamda bazen de kırgınlıklara yol açıyor.
Biz bazı yönlerini;
görüşlerindeki bağnazlığı; tek taraflılığı;
vakti zamanındaki aldatılmışlıklarının;
(ki bu Dostlarımızın % 50 den fazlası dindar; baskılı çocukluk ve gençlik geçirmişlerdir.)
aşırı hırçınlığını sevmesek de;
geneli itibarı ile düzgün ve dürüst insanlar olarak
ateist dostlarımızı sever ve takdir ederim.
Acemileri hariç;
geneli itibarı ile ateistler ile sohbeti severim;dostluklarına önem veririm.
Her ne kadar;
“Ateistler ile yobazlar aynı tahtıravallinin iki ayrı ucundalar”
lafıma kızsalar da;
onlar da beni sever.
Kızgınlıklarının; kırgınlıklarının haricinde;
halen de beni sevdiklerine eminim.
Sitelerinde daha bir müddet yazmayacağım;
Acemilerin ve“ biz neymişiz be” şaşkınlığı içerisinde;
kendilerine zahiri değer biçen, mütecaviz tavırlı,şaşkın;
ateistlerin düzeyini düşüren insanların
sitedeki etkileri azaldıktan sonra ,
gönül bağı devam ederse;
yazarız.
Bizi gerçekten tanıyan ve sevenler ne dediğimizi anlar;
Şaşkınları da“Aman bayılıyorduk Aldostu;
sakın geç kalma erken gel.”diye şarkı söyler.. :)
Tabidir ki bu insanlar şimdilik bizim muhatabımız değil.
Olgunlaştıkça elbette onlar da bizim ateist dostlarımız kervanına katılacaktır.
Bu arada; bahse konu yazımdaki
kırıcı ifadelerimden etkilenen,
sevgili K.C. Dostumuz’dan özür dilerim;
onu istemeden üzmüşüm zannederim.
Son ifadelerinden bu anlaşılıyor.
Gönül kırmak hoş bir şey değil;
ben aydınımsı olarak O’ nun kalitesindeki insanları kastetmemiştim.
Ben sevgili K.C. ‘ yi sever ve sayarım.
Ara kırgınlık ve kızgınlıklar her zaman olabilir.
Eski deyimi ile;hepimiz insanız ve;
“Beşer şaşar.”
Bu gün ki bu yazıyı yazışımın bir sebebi;
epeydir içimde varolan bir yargının benzerini;
Star gaztesi yönetiminin ve Prof.Deniz Gökçe’nin dile getirmesi.
STAR gazetesi bazı doğrulara parmak basmış:
“Dolar kurunun rekor seviyeye çıkması çeşitli çevrelerde panik havasına yol açtı. Tüm dünya ABD'den başlayan krizle sarsılırken, Türkiye'de TL'nin dolar karşısında hızla değer kaybetmeye başlamsıyla ilgili çeşitli açıklamalar geitirliyor. Bu alanda en dikkate değer yaklaşımlardan biri bugün, Akşam gazetesi yazarı Deniz Gökçe'den geldi. Gökçe "Bırakın döviz hikayelerini! "başlıklı bugünkü yazısında, dövizdeki yükselişin geçici olduğnu vurguluyor ve "medya izin verirse" doların düşeceğini ileri sürüyor.Medya ile Doğan gruubunun aşığı yukarı eş anlamlı kullanıldığıTürkiye'de, Gökçe'nin, başından beri kriz tellallığı rolüne soyunan Doğan grubunu kastettiğini anlamamak olanaklı değil.”
Bütün dünyada bizdekinden çok daha büyük bir ekonomik çöküş yaşanıyor.
Amerikan ekonomisinin “Kağıttan kaplan” olduğu ortaya çıktı;
ve maalesef oradaki iskambil kağıdından yapılmış yapılar çökerken;
çıkardığırüzgar,dünyada da fırtınalar koparıyor.
Bu sarsıntıdan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün değil.
Tayip Bey’de bunu biliyordu tabii ki.
Ama bazı şeyler moral değerler ile de etkileniyor; telaşa vermemek için söylenmiş bir söz bu “ teğet geçme” lafı.
Haydi sn.Baykal’ı anladık;
kendisi ezeli ebedi muhalif ve iyi bir laf cambazı.
Çeyrek iktidarlarında neleri becerdiklerini millet çok iyi biliyor.
Üst üste bu kadar seçim kaybedip de;
üç beş talimli şakşakçının alkışı ile
kendini bir şey zanneden cambazların notunu millet her zaman veriyor.
Ama medyanın bu kadar yanlı oluşu; felaketten zevk aldıklarını gizleyemeden haber ve yorum yapmaları
Doğrusu onlara itibar kaybettiriyor.
Bu gurubun görsel ve yazılı medyasında;
her haber bülteni ve yorumda;
işsiz kalan insanların ;
kapanan fabrikaların sayısı;
gizlenemez bir memnuniyetle,
sevinçle veriliyor.
Tek kelime ile ayıp.
Bu güne kadar bir şey zannettiğimiz birçok kalemin de ipliği pazara çıktı.
Erdoğan’ı her tutumu itibarı ile tenkitsiz destekleyenlerin tutumu ne ise;
bu kesimin durumu onlardan daha vahim.
Zira biz bunları aydın; Atatürk’çü zannederdik.
Aydın olmak, Atatürk çü olmak;
doğruyu biraz daha net görmek ile geçerlidir.
Bakın Star bu konuda ne demiş:
“Peki bu adamlar sadece CHP militanı mıdır? Onlara sadece ‘CHP medyası’ demek, içinde bulundukları atmosferi izaha yeter mi?
Bu, ‘bağımsız, demokrat, araştırmacı ve dürüst gazeteciler’in Tayyip Erdoğan’a hakaretten başka bir ortak noktaları da Ergenekon yandaşlığıdır. Birinin bile Ergenekon Terör Örgütü aleyhine tek satır oynattıkları görülmemiştir. Davayı sulandırmak, küçümsemekten başka... “
Doğan grubu, hükümetin yaklaşan yerel seçimde alacağı oyu bir iki puan düşürebilir miyiz diye açtığı kriz kampanyasıyla, ülkeyi ateşe atmaktan çekinmiyor.
Döviz piyasalarında yaşanan hareketlilik ve Türkiye İstatistik Kurumunun açıkladığı ekonomik veriler, hükümete karşı savaş açan Doğan medya grubunun başlıca silahı haline geldi.
Grup gazeteleri ve televizyonları, kriz tellalığını daha önce görülmemiş boyutlara taşımış durumdalar.
Kanal D ve Star ana haber bültenlerini izleyen biri, Türkiye'nin battığına inanacak duruma geliyor. İki kanal da aylardır, müthiş bir kriz tellallığı yarışında.
Birinci sayfalar kriz tellalığıyla hükümete yüklenirken, gazetelerin iç sayfaları ekonomik sorunların gerçek nedenleriyle ilgili itiraf niteliğinde daha serin kanlı değerlendirmelerle dolu.
Örneğin, sanayi üretiminde yaşanan düşüş herhangi bir hükümet politikasının sonucuymuş gibi ortaya sürülürken, işin asıl nedeninin dünya çapındaki krizden dolayı yabancı müşterilerin alımları durdurması olduğu uzmanlar tarafından ifade ediliyor.
Doğan grubuna bağlı medya kuruluşlarının kriz çığırtkanlığının, dünyadan Türkiye'ye yansıyan krizi derinleştirdiği ise bir gerçek. Gazeteler, derinleştirdikleri krizin kaç kişiyi daha işsiz, aç ve açıkta bıraktığını da maalesef hiç düşünmüyor gibi.”